12/21/2008 02:24:00 ÖÖ

Karat nedir

Karat pırlantanın ağırlığını ifade eden ölçü birimidir. Elmas’ın ilk bulunduğu yer olan Hindistan’da keçiboynuzunun çekirdeği esas olarak alınır ve 1 karat 200 miligram ağırlığındadır. (yani 1 gramın beşte biri kadar hafif)

Mücevher sektöründe genellikle 1 karattan daha düşük ağırlıkta taşlar satılmaktadır. 1 karat 100 puan olarak belirlenir. Yarım karat 50 puandır ve 0.50 ct şeklinde yazılır. Yandaki resimde pırlantaların birebir büyüklükleri ve karat numaraları gösterilmiştir.

Bir taşın ağırlığı ile büyüklüğünü karıştırmamak gerekir. Aynı karat ağırlığındaki iki pırlantanın fiyatı diğer 3C özelliğine göre (berraklık, renk ve kesim) aynı olmayacaktır.

Ağır ve büyük pırlantalar zor bulunduğu için pırlantanın değeri de karat ağırlığıyla orantılı olarak artmaktadır. Ancak pırlanta alırken en büyük pırlantanın en iyisi olacağı düşüncesinden kesinlikle kurtulmanız gerekir. Bir pırlantanın değeri büyüklüğüne göre değil rehberimizde detaylarıyla anlattığımız 4C özelliğine göre belirlenir.

12/21/2008 02:23:00 ÖÖ

pırlanta alırken

Pırlanta hakkında o kadar çok bilgi ve kaynak var ki, bu kadar bilgiyi çalışmanız ve okumanız bile sizi epey üst seviyelere taşıyacaktır. Çok bilgi sahibi olursunuz ancak bu yine de sizi fiziksel olarak bir pırlantayı derecelendirmenizde fayda sağlamayacaktır. Yine de doğru noktaları bilir ve neler sormanız gerektiği konusunda biraz bilgi sahibi olursanız adil bir fiyata bir pırlanta mücevher sahibi olma şansınız çok daha yüksek olacaktır. İşte size, pırlanta mücevherlerin peşine düşmeden önce göz önüne almanız gerekli olan noktalara ait çok kısa bir kontrol listesi.

Bütçeniz: Ne kadar harcayacağınıza önceden net olarak karar verin ve değiştirmeyin. Nişan veya söz için 1 aylık, evlilik teklifi için 2 aylık kazancınız dengeli bir başlangıç noktasıdır.
Beklentileriniz: Kimin için ne amaçlı alıyorsunuz ? Bu çok çok önemli, büyüklük, renk veya kalite ? Evlilik teklifi yapacaksanız, bütçenizi zorlamadan, taş boyunu ufaltıp doğal pırlantalı tektaşlara bakın. Bu konuda sertifikalı ve etik kurallar çerçevesinde üretilmiş üstünde şaibe olmayan taşlara bakın. Mutluluğunuzun simgesi başkalarının mutsuzluğu olmasın. Clarity enhanced, color enhanced - dışarıdan müdahale ile iyileştirilmiş doğal pırlantalardan kesinlikle uzak durun.

Zaman Çizelgeniz: Planlama çok çok önemli. Son dakikaya bırakmayın. Hız size zarar ettirir. Kendinize yeterli derecede zaman tanıyın, araştırıp öğrenin ve belki de bu arada (teklifte bulunacaksanız) iyi bir fikir de yakalarsınız.

%20 Kuralı: Aynı kalite ve kesimde iki taşa bakıyorsanız unutmayın birini diğerinden gözünüze daha büyük gözükmesi için en az % 20 ağır olması gerekir. Bu genelde %20 kuralı olarak bilinir. Örnek .70 Ct bir taş ile 0.78 Ct bir taşı ayırmak çok zordur.

Pırlanta yüzük alırken dikkat etmeniz gereken çok önemli hususlar vardır. Bunlar gerek ürün bazında gerekse dükkan yada marka bazında dikkat etmek gereken konulardır. Öncelikle mağazasında yada sadece 30 veya 40 parça pırlanta ürünü olan dükkanlardan ürün almamaya özen gösterin. Bu dükkanlar esas işi pırlanta olan dükkanlar değil sadece alıp satan yada etiketin üstünde gizli şekilde maliyeti gözüken fiyatına üstüne belirli kat koyup satan firmalardır. Oysa mücevher demek pırlanta demektir. Hatta mücevher firması demek sadece pırlanta ürünler satan firma anlamına gelmektedir. Bu kişiler pırlanta konusunda uzmandır, bilirkişidir. Ürün bazında yani Pırlanta yüzük, kolye, gerdanlık yada küpe alırken dikkat etmeniz gereken hususlar vardır. Öncelikle muhakkak ürünün sertifikalı olup olmadığına dikkat edin yarıca bir üst paragrafta belirttiğim yani kişi kuyumcumu mücevhercimi bunun ayrımını iyi yapın. Kuyumcu firmanın mağazasında altın model çoktur. Mücevhercide esas olan pırlantadır.

Sizler birer mücevher yada pırlanta uzmanı değilsiniz. O zaman ne yapmalısınız ?
Öncelikle Renk nedir bilmek gerekiyor. Pırlantanın rengi pırlantanın en önemli özelliklerinden biridir. Tabi sizler rengi nasıl anlayacaksınız. ? Gerçek mücevher firmasında ışıklandırma pırlantanın rengini iyi anlamak için saf pırıl pırıl beyaz bir ışık olur. Bu ışık altında taşın rengine bakın. Tabi burada dikkat edilmesi gereken taş büyüklüğü 0.10 Ct.' tan büyük taşlar için geçerlidir. Eğer pırlanta'nın renginde çok hafif bir sarılık hissediyorsanız taş J rengi demektir. Eğer mağaza sahibi bu taş için I rengi diyorsa o mağazadan hemen çıkınız. Ama bu J renginin kötü olduğu anlamına gelmez çünkü cilası ve rodajı güzel bir montörün üstünde J renk taş çok güzel gözükebilir. Gerçek beyaz taşlar I ve üstü rengi taşlardan başlar H, G sıralaması ile D'ye kadar çıkar.

İkincisi fiyatı belirleyen en önemli unsurlardan birisi berraklıktır. Berraklık dediğimiz konu pırlanta'nın içindeki gözüken karbon parçalarıdır. Bu parçalar ne kadar az ise pırlantanın değeri o kadar artar. Türkiye'de satılan standart SI1'dir. SI1 berraklığındaki taş ın içindeki parçalar çıplak gözle gözükmezler.

12/21/2008 02:21:00 ÖÖ

değerli taşlar

Doğanın gerçek bir mucizesi. Buna rağmen, bilim adamları ve jeologlara göre pırlantanın oluşumu içinde her zaman bir gizem vardır. Bugün, pırlanta sadece geleneksel olarak uygun görüldüğü nişan yüzüklerinin değil, her türlü özel kutlamanın, yıldönümlerinin, doğum günlerinin, bir bebeğin doğumunun, hatıra hediyelerinin ya da en basitinden aşkın ifadesinin bir parçasıdır. Sevgi ve duygunun en güzel anlatım biçimidir. Pırlanta adını yunanca yenilmez ve karşı konulamaz anlamına gelen “adamas” sözcüğünden alıyor. Keşfedildiğinden beri mükemmellik ve hayranlığı simgeliyor. Yunanlılar için, tanrıların göz yaşları ya da yıldız tozları olan pırlanta ender bulunması ve sertliği nedeniyle sihirli özelliklere sahip bir taş olarak kabul edilmiş.

XV. yüzyıla kadar krallara özel olan, onların güçlerinin, cesaretlerinin ve yenilmezliklerinin sembolü kabul edilen pırlantalar, geçen zamanla birlikte şimdi, aşkın işareti, ölümsüz aşkın sembolü haline gelmiş. Bir pırlantanın oluşumu başlı başına bir mucize. Oluşumu içinde bu en sert ve en basit mineral, aslında karbonun saf halinden başka bir şey değil. Milyarlarca yıl içerisinde ısı ve volkanik basıncın etkisiyle karbon pırlantaya dönüşüyor. Daha sonra volkanik baskı bacalar oluşturarak pırlantaların yer yüzüne çıkmasına neden oluyor. Eski Roma’da tanrının gözyaşları olduğuna inanılırdı pırlantanın. Bir diğer inanışa göre ise, Eros’un okunun ucundaki taştı. Kalbi hedeflediği için... Yüzyıllardır pek çok değer atfedilmiş pırlantaya; güç, görkem, kutsallık... Yeryüzünün en sert, en dayanıklı ve en parlak maddesi olan elmasın kötülüklerden kurtardığına inanılıyor. Pırlanta günümüzde en çok belki Afrika’da bulunuyor ama dünyanın hemen hemen her kıtasını dolaşıyor. Birçok sanatçının elinden geçiyor ve mücevhere dönüşüyor. Çok büyüleyici tasarımlar ortaya çıkıyor. Özellikle İtalya’da, olduğu belirtilirken de Türkiye'de de bu zanaat gelişmiştir.

Elmas ile Pırlanta aynıdır. Arasındaki tek farkın ise taşın doğadaki hali elmasın işlenmiş halinin pırlanta olmasıdır. Türkiye’de elmas olarak bilinen taş da pırlanta kesiminden farklı bir kesim. Bizim elmas diye tanımladığımız taşın üzerinde 37 yüzey var ve altı da düz. Pırlanta kesimde ise 57 yüzey var. Elmas ve pırlantanın özü aynı sadece farklı kesimler söz konusu.

Pırlanta doğada rengarenk bulunmaktadır. Bu değerli taşın rengi, bünyesinde var olduğu düşünülen büyülü işlevin belirtisi olarak kabul edilirdi; kırmızının kan ve ten, yeşilin bitki örtüsünü belirtmesi, ametistin şarap renginin sarhoşluktan korunmakla özdeşleştirilmesi gibi. Aşağıda verilen listenin geniş kapsamlı olması amaçlanmamış, sadece en çok bulunan mineralleri içine almıştır. Yalnızca bir düzine kadar mineral yaygın olarak kullanıldığından, bu tür yüzük taşlarının tanımlanması çok zor değildir. İşlenmiş olan eski yüzük taşlarının sadece küçük bir bölümü daha egzotik taşlarla temsil edilirler. Fakat eski Yunan ve Latin terminolojisinin, bilinen yüzük taşları ile eşleştirmek her zaman mümkün değildir. İşte size bir kaç taş ve isimleri;

Agat (akik): Kahverengi, sarı, kırmızı ve gri gibi farklı renklerde olabilen, dalgalı bantlara sahip kalsedon çeşidine denir. Zıt renklerdeki benekleri ve paralel küçük çizgileri ona çekici bir hava verir. Yüzük taşları işlemesinde kullanılan agat üzerindeki değişik bantlar, düz ve yatay değil de düzensiz ve dikey olduğu için, sardoniks, nikola veya oniks'ten farklıdır.

Ametist: Şeffaftır, rengi koyu mordan açık leylak rengine kadar değişir. Renk genellikle, taş içerisinde aynı tonda dağılmamış olup, bazı bölümler daha açık, bazıları ise daha koyudur. Taşı takanın, içkinin sonraki etkilerine karşı bağışıklık kazandığına dair inanca dayanmakta olan ismi, Yunanca 'sarhoş değil anlamına gelen kelimeden türemiştir.

Jasper: En yaygın renkleri kırmızı, turuncu ve sarı olan opak bir kalsedon çeşididir. Serpiştirilmiş kırmızı noktalar içeren yeşil bir çeşidi de, yaygın olarak kantaşı veya heliotrop olarak adlandırılır. İ.S. 2. Ve 3. Yüzyıl Roma yüzük taşlarında, sarı ve özellikle kırmızı jasper taşları çok moda olmuştu. Aynı dönemde beyaz, kahverengi, sarı ve siyah küçük parçalar içeren benekli taşlar da ara sıra kullanılmıştır.

Karnelyan (cornelian): Kalsedonun yarı şeffaf, kırmızı çeşidi olup, koyu kırmızıdan altın sarısına kadar tonları olabilir. Bu isim kızılcık ağacının kırmızı çekirdeği olan Latince 'cornum' kelimesinden türemiştir. Diğer adı olan karnelyan isminin, genellikle doğru olmadığı düşünülür ise de, yanlış etimolojiden türetilen 'carnis' yani ten kelimesi, söylenişi daha popüler hale getirmiştir. Bazı antik örneklerin beyazımsı görünümleri ise, yüksek ısıya maruz kalmaları nedeniyledir.

Kaya kristali: Şeffaf ve renksizdir. Yalnızca İ.Ö. 1. Yüzyılda görülmüş ve Roma dönemine göre Yunan döneminde daha çok kullanılmıştır. Eskiler, kaya kristalinin suyun çok düşük ısıda donmasıyla oluşmuş bir cins taşlaşmış buz olduğuna inanırlardı, 'kristal' kelimesi de Yunanca'daki buz kelimesinden türemiştir. Plinius, Anadolu'da Karia'da, Alabanda ve Orthosia civarında düşük kaliteli bir çeşidinin bulunduğundan bahseder.

Kalsedon: İçerdiği safsızlıklar nedeni ile değişik renklerde olan, ufak kristalli bir kuvars çeşididir. Kalsedon çok genel bir tanımlamadır; alışılageldiği üzere renksiz, gri ve mavi türleri bu adla anılırlar. İsim, Khalkedon şehrinden türemiştir (bugünkü Türkiye'de İstanbul'daki Kadıköy).

Plazma: Kalsedonun yeşil renkli olan çeşididir ve genellikle koyu renkli içeltiler içerir. Genelde yeşil rengi içinde bulunan krom yüzündendir. Plazma çok doğru bir tanımlamada olmayıp, aventürin, praz, krizopraz gibi farklı bazı yeşil taşlar için de kullanılabilir.

Sard: Kalsedonun yarı şeffaf kahverengi bir çeşidi olup, renkleri açık sarımsı kahverengiden, opak koyu kahverengiye kadar değişebilir. Bazen içinde koyu renkli içeltiler de gözlenir. Sardın karnelyandan ayrımı genellikle zordur. Karnelyan ve sard, Yunan ve Roma mühür sanatında en yaygın olarak kullanılan taşlardı. İsmi en fazla bulunduğu Lydia'daki Sardis şehrinden türetilmiştir.

Sardoniks: Kahverengi veya mavi ardalanmalı, düz bantları olan kalsedonu tanımlamak için kullanılır. Kabartma taşlar (cameos) işlemeleri için en çok tercih edilen taştır. Oymacı, tabakalardaki renklerin avantajını kullanarak, örneğin: krem renkli figürleri koyu renkli bir arka plan üzerinde gösterebilir veya taç ya da kumaşın detaylarını tasvir edebilirdi. Nikola terimi, üst seviyesi mavi veya kahverengi ile alt seviyesi ise, koyu kahverengi olan, bantlı Roma taş oymacılığını tanımlardı. Açık renkli bantlarına atfen Yunanca el parmağının tırnağı kelimesinden gelen oniks ise, genellikle siyah ve beyaz iki bantlı tabakadan oluşmuş kalsedona verilen isimdir.

Lapis lazuli: Koyu mavidir ve bazen, pirinç sarısı renginde pirit zerrecikleri içerir. Pers ülkesi de olasılıklı bir kaynak bölge olmasına karşın, yalnızca Afganistan'da çıkarıldığından değeri oldukça yüksektir. Roma döneminde lapis lazuli, yüzük taşı olarak çok ender kullanılırdı ve örneklerin çoğu İ.S. 2. ve 3. yüzyıllara aittir.

Hematit: Koyu metalik, gri görünümlü demir oksittir. Theophrastos'a göre ismi pıhtılaşmış kan görünümünden dolayı Yunanca kan anlamındaki 'haimatitis' kelimesinden gelmektedir. İsminin diğer bir açıklaması, hematitin toz haline getirilmesiyle aldığı kırmızı renkten dolayıdır. Yunan döneminde ender olarak kullanılırdı ve çoğu örnek, büyülü oyma taşlarının yapıldığı Roma imparatorluğu dönemine aittir.

Granat (nar taşı): Kristalleşmiş bir silikattır; şeffaftır. Renkleri koyu kırmızıdan turuncuya ve bazen mora kadar değişebilir. Bu renklere göre antik çağda farklı isimler verilirdi. Helenistik Döneme kadar kullanılmayan granat, bu dönemde moda olmuştur. Sertliği kuvarstan daha fazladır ve bu nedenle yontulması daha zordur. Plinius, Anadolu'da Karia'da, Alabanda ve Orthosia şehirleri civarında çıkarıldığından bahsetmektedir. Modern ismi olan almandin, alabandina'nın bozulmasıyla türetilmiştir. Lychis denilen alev kırmızısı renkteki çeşidi, Plini us'a göre Karia'da ve Orthosia civarında bulunmaktadır. Granatlar genellikle bombeli yüzeyler şeklinde yontulurdu ve rengini açmak için ise alt tarafları oyulurdu.
Yukarıda daha önce belirttiğimiz gibi takıda sahtecilik tarih öncesine dayanmaktadır. Buna göre; camlar (sertliği 6'ya varan) antik çağlarda pahalı doğal yüzük taşlarının yerine kullanılırdı. Bazı cam taşlar, yüzük taşları gibi aynı şekilde doğrudan doğruya işlenirdi, bazıları ise, gerçek oyma ve kabartma olan doğal yüzük taşlardan alınmış pişmiş topraktan kalıplara dökülürdü. Eğer sonuç tamamen tatmin edici olmazsa, cam üzerindeki baskı, daha keskin kenarlar vermek için taşlanırdı. Sardoniks, nikola veya bantlı agat benzeri taşları üretmek için, cam taşlar da çeşitli renklerde katmanlar içerebilirdi. Cam, opak veya yarı saydam olabilirdi. Genellikle yarı saydam olanlarında hava kabarcıkları görülürdü. Plini us'a ve diğer antik çağ yazarlarına göre, cam taşlar genellikle dolandırıcı tüccarlar tarafından gerçek taş olarak satılırdı. Bir hikayede anlatıldığına göre, İ.Ö. 1. yüzyılın ortalarında Gallus'un eşi, pahalı boncuklardan yapılmış bir gerdanlık satın almış ama bunun ucuz camdan yapıldığını anlamıştı. Sahtekar satıcı yakalanmış ve sürüklenerek arenaya götürülmüş, orada korku dolu bir bekleyişten sonra seyircilerin şaşkın bakışları altında, beklediği gibi bir aslan değil kısırlaştırılmış bir horozun karşısına çıkarılmış ve bunun suçuna uygun bir ceza olduğu söylenmiş.

12/21/2008 02:20:00 ÖÖ

alyans nedir

Birlikteliğin yegane simgesi alyans, değişime ayak uyduruyor. Beyaz ve sarı altını bir araya getiren modelleri değerli taşlar renklendiriyor.

Aşk, tutku, sevgi, arzu ve asırlardır bu kelimelerle ifade etmeye çalıştığımız duygularımız kadar tanıdık bir sembol.Alyans değerli bir aksesuar olmaktan öte sevdiğimiz kişiye bağlılığımızın, birlikteliğimizin ve sevgimizin tek somut simgesi. Alyansın yuvarlaklığı aşkın sonsuzluğunu ve devamlılığı sembolize ediyor. Yeri ise asırladır belli.Sol elin dördüncü parmağı. Sebebi, sol elin yüzük parmağından kalbe kadar hiç kesilmeden giden bir damar olduğuna dair eski bir Mısır inanışı. Günümüzde sarı altının parlaklığına değerli taşlar ile renkli bir ışıltı katılıyor.

Platin, kırmızı ve beyaz altın da alyans modellerinde kullanılan diğer metaller. Romantik, sade, sofistike, göz alıcı. Mücevher markaları son yıllarda seçkin tasarımları ile alyansa bambaşka görünümler veriyorlar. Gelin adayları için farklı formlarda alyanslar tasarlanırken, damat alyansları da bu değişime ayak uyduruyorlar. Genellikle markalar damatlara gelin için tasarlanan alyansın taşsız modelini hazırlıyorlar.

12/21/2008 02:11:00 ÖÖ

pırlanta seçerken

Doğanın en nadide ve değerli armağanlarından biri olan pırlantanızı seçmek üzeresiniz. Pırlantanın kesilmemiş ve ham hali olan elmasın yaşı, tarihi, simgeselliği ve göz kamaştırıcı parlaklığı onu mücevherlerin en değerlisi ve anlamlısı haline getirmiştir.

Mücevher Okulu, pırlantaları tanımamızda ve seçmenizde size yol gösterecektir. Bu sayfa, pırlantanın karmaşık güzelliklerinin farkına varmanız ve size bilgi vermek, pratik önerilerde bulunmak için hazırlanmıştır. Bu sayede yaptığınız seçim size tam anlamıyla güven verecektir.

Her elmas eşsizdir ve sizin gibi tektir. Elmasın eşsiz serüveninin ve sizin için mükemmel olan pırlantayı bulmanın heyecanını yaşayabilirsiniz. Böylece siz de sonsuza kadar yaşayacak kendi mücevherinize sahip olacaksınız.

Pırlanta satın almak, sonsuzluğun bir parçasına yatırım yapmak anlamına gelir. Zamanın başlangıcından beri var olan, doğanın mucizesi olan pırlantayı satın almak özel bir alışveriştir.

Pırlanta alan her kişi, bütçesine göre alabileceği en iyi taşı arayacaktır. Doğanın yarattığı çeşitlilik sayesinde, her zaman zevkinize, bütçenize ve özelliği olan güne uygun bir pırlanta bulabilirsiniz. Eğer pırlanta nişan yüzüğü alacaksanız, en uygun fiyat kıstası olarak, bir ila iki aylık maaşınızın tutarını harcamayı düşünebilirsiniz.

Satın alacağınız pırlantanın sağlam bir yatırım olacağından emin olabilirsiniz. Çok ender bulunan nitelikleri sayesinde elmas binlerce yıldır hep aranılır oldu. Günümüzde de aynı istek ve değer azalmadan devam ediyor ve görünen o ki sonsuza kadar da böyle sürecek.

Harcadığınız rakam ne olursa olsun, aldığınız pırlanta yaşamınızın en derin duygusal yatırımlarından birini temsil edecektir. Pırlantanız nesilden nesile aktarılacak ve ona yalnızca maddi değeri için değil manevi anlamı için de değer verilecektir. Sebebi ne olursa olsun, bu önemli bir alımdır. O yüzden aceleye getirmeyin.

Pırlanta almanıza neden olan özel günü, bütçenizi ve mücevherin tasarımını birlikte değerlendirin. Pırlantanız sonsuza kadar yaşayacak.
Pırlantanızı sorularınıza cevap verebilecek zamana ve uzmanlığa sahip olan güvenilir bir kuyumcudan satın alın.
Arkadaşlarınızın önerilerini dinleyin.
Pazar araştırması yapın. Pırlanta çeşitlerini ve farklı tasarımları birkaç kuyumcudan bakıp, birbiriyle kıyaslayın.

12/21/2008 02:11:00 ÖÖ

pırlanta seçerken

Doğanın en nadide ve değerli armağanlarından biri olan pırlantanızı seçmek üzeresiniz. Pırlantanın kesilmemiş ve ham hali olan elmasın yaşı, tarihi, simgeselliği ve göz kamaştırıcı parlaklığı onu mücevherlerin en değerlisi ve anlamlısı haline getirmiştir.

Mücevher Okulu, pırlantaları tanımamızda ve seçmenizde size yol gösterecektir. Bu sayfa, pırlantanın karmaşık güzelliklerinin farkına varmanız ve size bilgi vermek, pratik önerilerde bulunmak için hazırlanmıştır. Bu sayede yaptığınız seçim size tam anlamıyla güven verecektir.

Her elmas eşsizdir ve sizin gibi tektir. Elmasın eşsiz serüveninin ve sizin için mükemmel olan pırlantayı bulmanın heyecanını yaşayabilirsiniz. Böylece siz de sonsuza kadar yaşayacak kendi mücevherinize sahip olacaksınız.

Pırlanta satın almak, sonsuzluğun bir parçasına yatırım yapmak anlamına gelir. Zamanın başlangıcından beri var olan, doğanın mucizesi olan pırlantayı satın almak özel bir alışveriştir.

Pırlanta alan her kişi, bütçesine göre alabileceği en iyi taşı arayacaktır. Doğanın yarattığı çeşitlilik sayesinde, her zaman zevkinize, bütçenize ve özelliği olan güne uygun bir pırlanta bulabilirsiniz. Eğer pırlanta nişan yüzüğü alacaksanız, en uygun fiyat kıstası olarak, bir ila iki aylık maaşınızın tutarını harcamayı düşünebilirsiniz.

Satın alacağınız pırlantanın sağlam bir yatırım olacağından emin olabilirsiniz. Çok ender bulunan nitelikleri sayesinde elmas binlerce yıldır hep aranılır oldu. Günümüzde de aynı istek ve değer azalmadan devam ediyor ve görünen o ki sonsuza kadar da böyle sürecek.

Harcadığınız rakam ne olursa olsun, aldığınız pırlanta yaşamınızın en derin duygusal yatırımlarından birini temsil edecektir. Pırlantanız nesilden nesile aktarılacak ve ona yalnızca maddi değeri için değil manevi anlamı için de değer verilecektir. Sebebi ne olursa olsun, bu önemli bir alımdır. O yüzden aceleye getirmeyin.

Pırlanta almanıza neden olan özel günü, bütçenizi ve mücevherin tasarımını birlikte değerlendirin. Pırlantanız sonsuza kadar yaşayacak.
Pırlantanızı sorularınıza cevap verebilecek zamana ve uzmanlığa sahip olan güvenilir bir kuyumcudan satın alın.
Arkadaşlarınızın önerilerini dinleyin.
Pazar araştırması yapın. Pırlanta çeşitlerini ve farklı tasarımları birkaç kuyumcudan bakıp, birbiriyle kıyaslayın.

12/21/2008 02:10:00 ÖÖ

altında ayar

Altının bazı özelliklerini değiştirmek için çeşitli alaşımları yapılır. Bu alaşımlar altının rengini belirler.

Altın-gümüş alaşımları
% 75 altın, % 25 gümüş alaşımı yeşil renkte olup mücevher yapımında kullanılır.
% 40 altın % 60 gümüş alaşımı beyaz renkte ve serttir.


Altın-paladyum alaşımı
Kolayca işlenebilir. En fazla sertlik gösterenler % 60-65 paladyum ihtiva edenlerdir. Düşük sıcaklıklardaki yüksek direnci sebebiyle potansiyometre yapımında kullanılır.


Altın-nikel alaşımı
Mücevher yapımında kullanılan beyaz altının esasını teşkil eder. Bu alaşımda % 80 altın, % 16 nikel, % 3 çinko ve % 1 bakır kullanılır.
Altın-bakır alaşımı
Para basımında yaygın olarak kullanılır. Kolayca işlenebilir.

Altın-bakır alaşımı
Kral suyu olarak da bilinir. Hacimce bir birim derişik nitrik asit ile üç birim derişik hidroklorik asitten oluşan karışımdan meydana gelir. Bu karışım altını çözebildiğinden altın suyu adı verilmiştir.
Altın suyu (veya kral suyu), kimyasal çözme işlemlerinde bazı demir cevherlerini, fosfatlı kayaçları, cürufları, nikel-krom alaşımlarını, antimonu, selenyumu ve cıva, arsenik, kurşun ve kobalt sülfürleri, çözünürlüğü az olan sülfürleri çözmek için kullanılır.

Altın ayarı
Altının kimyadaki saflığı "yüzde" ile, mücevhercilikteki saflığı ise "karat veya "ayar terimleriyle ifade edilir. Buna göre 24 ayar (veya karat) altın % 100 saf altını, 22 ayar ise % 91,6 saf altını ifade etmektedir. 22 ayar altının % 8,4' ü diğer metaller ile tamamlanmıştır. Altına gümüşün ilavesi yeşilimsi, nikel ve platinin ilavesi beyaz, çinkonun ilavesi sarı ve bakır ilavesi de bakır miktarına göre sarıdan kırmızıya kadar değişen renkler kazandırır.